12 Ocak 2013 Cumartesi

Işık hızı , zaman , mekan üstüne bir düşünce koşusu..

    Sicim teorisi neyi çözmek için?
    Çözmesini umduğumuz sorulardan en büyüğü karanlık enerji nerede?
    Sonsuz evrenler teorisi de aynı soruya yanıt verebileceği için kabul gören teori..
    Çoklu evren teorisine  bir destek düşüncesi de benden..
    Olur ya..
    Bizim evrenimizin boyutlarını düşünün bir de protonun ya da kuarkların..
    Kuarkların da birer evren olduğunu ...
    Bizim evrenimizin de bir başka evrenin kuarkı olduğunu düşünün..
    Zor ama düşünün..
    Evrenimizin ışık hızının katlarını aşan bir hızla genişlediğini biliyoruz..
    Buraya kadar her şey matematiğine uygun..
    Işık hızlarında bir problem yok..
    Şimdi benim o küçücük başka bir evrende benim dünyamı bile göremiyecekleri evrende ki küçüklükte beynimin düşüncesine gelirsek..
    Evrenler içlerinde barındırdıkları evrenlerle aynı şeyleri yaşarlar ..Evren genişledikçe evrenin yaşadığı zaman  ilerler.. Zaman da bir sorun yok..Ne kadar büyürsek o kadar yaşadığımız evrenin oluşumundaki büyük patlamadan uzaklaşırız..Ama içinde evrenimizin kuark olarak bulunduğu evren kendi büyük patlamasından bizim büyük patlamamıza kadar olan zaman kadar eskidir..
   Buraya kadar çok anlaşılmayacak bir şey yok..
   Ve beynimize aykırı gelen yere geldik..
   içinde kuark olarak bulunduğumuz evrendeki ışık hızı bizim evrenimizdeki ışık hızının kaç katıdır ??
  Ve oradan gelecek olan bizim parçacıklarımıza iki yarık probleminde hangi yarığı ölçtüğümüzü haber veren , kuantumuda çözen bilgiyi taşıyan parçacık , ışık hızından o evrenin bizden kat ve kat yüksek ışık hızındaki parçacığı olursa ...
 İşte orada 10 x 10 üzeri 500 karanlık enerji olmaz mı?
 Bu da şu anda problem olan karanlık madde ve karanlık enerji problemimizi çözmez mi?
 Yani zaman geçtikçe bütün evrenlerde ışık hızı artıyor olamaz mı? Ve bizim ışık hızımızdan çok hızlı olduğu için gelecekten geçmişe doğru giden bir parçacığı yakalama veya ölçme şansımız var mı ?
 Einstein in teorisindeki ışık hızı yaklaşık yüz yılda mikronun milyarlarca küçük bir fark kazanmış olamaz mı?
 Bir düşünün...
 Dedim ya bir düşünün..
 İyi uykular..



 

5 Ocak 2013 Cumartesi

Ölümsüzlük nerede ?

      Ölümsüzlüğü ararız..
      Aslında ölümsüzlüğün üstüne kurulu bir dengede ölümlü yaşarız ,bilmeyiz..
      Bilmeyiz demek ne kadar doğru ..
      Biliriz ama öyle düşünmeye alışmamışız..
      Gen dediğimiz , hücrelerimizde taşıdığımız zincirlerin bir çoğu ölümsüz denebilecek zincirler..
      Yaşamın başladığı , çoğalmanın öğrenildiği andan bu güne kadar oluşan zincirlerin bir kısmı hala bizim yapımızda var..
      Annemizde , babamızda da vardı , dedemizde , ninemizde ,onun dedesinde ,onun ninesinde de...
      Hem de yaşamın başından itibaren çoğu zaman değişmeden geldiler..Değişmeden çoğu gidecek..
      İlk insandan değil , ilk hücreden değil ilk canlıdan bu yana gelen bir ölümsüzlükten bahsediyorum.
      Ölümsüzlüğü taşıyan ölümlü bir kişi olduğunuzu bir düşünün..
      Ölümsüzlüğü taşıdığınızı , ama taşıdığınızı sadece..
      Hücrelerinizin içinde sizi kullanan , size hamallık yaptıran , işiniz bitince sizi yok eden bir akıllı oluşum olabilir mi?
      Dedim ya bir düşünün..

14 Aralık 2012 Cuma

Ben ışıktan hızlıyım..

       Öyle bir kural koyarlar ,geçilemez..
       Polis veya Jandarma ya da güvenlik elemanı değil..Fizikçiler..
       Sonra hesaba kitaba girer geçildiğini gösterirsiniz..
       Ondan değil de bundan..Öyle değil de böyle..
       İşte örnek..
       Buradan beş ışıkyılı uzakta bir güneş sistemi düşünün..
       Oradan buraya ışık beş yılda geliyor..Buradan da oraya aynı hızla gidiyor..
       Buraya kadar herşey güzel..
       Bir roket buluyorum atlıyorum içine..Ver Elini o güneş sistemi ..Nasıl mı orası önemli değil..
      Roket de çok hızlı ışık hızına yakın bir hızda..
      Bir köşeye de dedemden kalma saati koyuyorum..
      Giderken beni uğurlayanlarla saatleri ayarlıyoruz..Takvimleri de..
      Gidip hemen dönüyorum..Yakıt hak getire..
      Gelir gelmez saatleri takvimleri kontrol ediyoruz..
      Beş yıl on dakika onlar ölçmüşler...
      Ben ışıktan hızlı olduğuma eminim..
      Üçbuçuk yılda gitmiş gelmişim..
      Hesaplar böyle..
      Bu hesapların hiç birinde bir yanlışlık yok..
      Işık hızına yakın gittiğimden zaman yavaşlıyor..
      Ben ışıktan hızlıyım..
      Bir düşünün ben haklı değil miyim?
      Dedim ya bir düşünün...

9 Aralık 2012 Pazar

Karıncanın fizikçilere ettiği..

                 Evren genişliyor ,hem de büyük bir hızla gözümüzle ,yani tam gözümüzle değil de yapabildiğimiz en gelişmiş aletlerle görebildiğimiz galaksilerdeki yıldız patlamaları bizden ışık hızının sekiz katı kadar hızla uzaklaştıklarını gösteriyor..
                Bu bize evrenin çok büyük bir hızla genişlediğini gösteriyor..
                Bunu niye ben hissetmiyorum..?
                Soru böyle olur..
                Bu kadar hızı hissetmiyorsan neyi hissedeceksin..?
                Bu soru öğretmenlerimin kalın kafalı olduğumu ispatlamak için sordukları sorulara daha çok benziyor ama doğru soru..
                Bu şişen bir balonun üstündeki karıncanın bunu hissetmeyeceğini söyleyerek açıklıyor fizikçiler..
                Karınca demişken ,fizikçilerle karıncanın başka bir hikayesi daha var..
                Kağıt bir düzlem..
                Düz bir iki boyutu olan kalınlığını hesaba katmıyoruz tabii bir düzgün alan..
                Karınca bunun üstünde yürüyor..
                Biz bu kağıdı büküp boru yapıyoruz..
                Kağıt bizim evrenimiz ,evreni boru yapıyoruz..Karınca ya da biz evrenin büküldüğünü anlamadan düz evrende devam ettiğimizi sanıyoruz..
                Evren büküldüğünde ne oluyor..
                Zaman ve evren büküldüğünde neler oluyor..Neler olur..
                Kağıdın öteki ucuna giderken en kısa yol nerede?
                Bir yerden bir yere giderken kullandığımız en kısa yol bir doğru olabilir mi?
                İki nokta arasında gidilen en kısa yol ne kadar zamanda gidilir?
                İki nokta arasında en kısa zamanda gidilen yol, en kısa yol mudur?
                İşte karıncanın başımıza açtığı iş..
                Bir düşünün..Karıncanın ettiğini fizikçilere..
                Bir düşünün..

6 Aralık 2012 Perşembe

21 Aralık ta gelsin çarpsın..

          Korku travmasını çok severiz insan olarak..
          Adrenalin salgısı bir uyuşturucu madde gibi çok çabuk bağımlılık yapar ve onsuz yaşayamaz oluruz..
         Korkacak bir dolu nedenimiz vardır..Korkarız..
         Ama daha büyük korkuları yaratma eğilimimizde bize yeni korkular bulmak konusunda destek olur..
        Plutonu şu anda gözlemliyoruz..O oradan yolunu şaşırıp üstümüze gelse..Bir seneden fazla yol yapıp anca bizi bulur..En hızlı direk gelse tahmin bu daha erken olmaz..
        Ya ondan büyük , dünyanın en az dört katı büyüklüğünde bir gezegen ..
        Göremezmiyiz..?
        Bir de haberimiz varsa ,onu arıyorsak..
        21 Aralık ta çarpacak olandan söz ediyorum..
        Şimdi bile yakalayamadıysak ...Göremiyorsak onu..
        Vay halimize..
        Gelsin çarpsın..Hakkıdır..
       
       

4 Aralık 2012 Salı

Sicim teorisi üzerine...

        Fizikten konuşuyorum.. Matematik diyorum.. Kimya üstüne laflar ediyorum.. Evren diyorum..
        En sonunda bir düşünün diyorum..
        Fizik ,kimya ,dünya ,evren ,parçacıklar ,atomlar sizin sevmediğiniz şeyler olabilir..
        Düşünün nereden çıktı..
        Şimdi kafanızı karıştırıp başınızı ağrıtmayayım..
        Düşünün diyor olmamın basit bir nedeni var..
        Biraz okuyup , dünyada ki olaylarla ilgileniyorsanız duymuşsunuzdur..
        Sicim teorisi..
        Her şeyin teorisi olması beklenen teori..
        O teoriyi inceleyen ve üzerinde çalışan uzmanlar bunun böyle olacağından umutlu..
        Bu teori nasıl ortaya çıktı..
        Seksen yaşında kanaviçe ören ,yapan bir kadın..
        Karmaşık düğümler üzerine bunu başlattı..
        Fizikçilerin yaklaşımı böyle bir şeye biraz uzaktan bakmak dudak bükmekle başladı ama ilgilendiler en sonunda..
        Onun için diyorum..
        Bir düşünün...

2 Aralık 2012 Pazar

Büyük Patlamayı görebilirmiyiz?

             Bir sabah kalkıyor güne başlıyorsunuz..Güne başladığınız yer uyandığınız zaman mı? Hemen televizyonu açıyorsunuz..Gün sizden önce başlamış..Haberler size günün  sizden çok önce başladığını söylüyor..
            Başka bir soru zaman ne zaman başladı?
            Ya da evrenin kuruluş anı büyük patlama ?
            Evet bu sorunun büyük bir bölümü anlatılıyor..Biz görebilir miyiz bu anı..?
            Şu ana kadar gördüğümüz en uzak galaksiler ve onlardaki patlamalar daha büyük patlamaya çok uzak mesafeler ve bu galaksiler ışık hızından daha hızla bizden uzaklaşıyorlar gibi..
            Işık hızından daha hızlı mı?..
            Evren genişliyor..
            Büyük patlamayı görürmüyüz .?
            Çok yakın bir yere kadar göreceğimize inanıyorum..
            Ama..
             Burada kütüphanemizden bir Red kit alıp altına hücum bölümünü okuyalım..Hem eğlenceli olur..Hem de oradan bir sonuç çıkarabiliriz..
             Altına hücum nasıl oluşuyor..Gazeteler ,atlı postacılar,trenler ,bağıran insanlar,telgrafçılar..
             Bunlar nedir?
             Bilgi ve haber taşıyıcıları..
             Büyük patlamada ne ve nasıl oldu ? Bence bunu hiç bir zaman öğrenemiyeceğiz ..
             Neden ?
             Bilgi ve haber taşıyan parçacıklar daha sonra oluştu ..Bir çoğu da bize ulaşamadan daha ilk saniyelerde yok oldu..
             İşte bu nedenle ulaşamayacağız gibi geliyor bana..
             Size de öyle gelmiyor mu?  
           
           

29 Kasım 2012 Perşembe

Sonsuz evrenler teorisi üzerine...

       Bir gece uyanıyorsun..Yataktan kalkıyorsun..Ya da kafanı çevirip uyumaya dönüyorsun..
       Sonsuz sayıda evren teorisi burada devreye giriyor..
       Seçtiğin evrende devam ederken , ikinci seçenek olarak seçtiğin evrende de devam ediyorsun..
       Senin için sonsuz olmasa da , hayatın boyunca kendi seçeneklerinle ürettiğin evrenleri düşün..
        Başkalarının seçenekleriyle oluşan bir o kadar evrende var olduğunu..
        Bu yazıyı okumaya karar verdiğinde bu evrende devam ediyorsun..Okumaktan vaz geçen sen bir başka evrende uykuya geçmiş olabilirsin..Ya da..Ya da..
        Bu teori bazı güzel özlemlerde yaratmıyor değil..
        Şu an kaybettiğin , yaşamaktan vaz geçmiş yakınlarını düşün..
        Yaşamaktan vaz geçtiklerinde bu devam eden evreninin içinden çık düşüncenle..
        Yaşamağa devam ettikleri bir dolu evrenini düşün..Onlara gidebilsen..
        Yanaklarını okşadığın ,ellerini tuttuğun ,yanak yanağa mutluluk gülümsemesi dağıttığın evrenleri..
        Arasıra rüyalarında gördüğünde o evrenlere geçiyor olabilir misin ?
        Bu ne güzel bir duygu..Ne güzel bir matematik , fizik ...
        Yeni güzel seçeneklerinle binlerce evreninde ol..
        Yazıyı yarım bırakıp hayalini kurduğun bir evrenin bile oluştu..
        Bir düşün..Bir daha düşün..
       
       

26 Kasım 2012 Pazartesi

Takiyonlar ya varsa..

              Karşıdan bir araba geliyor..Sizde süratle yanından geçtiniz..
              Arabadakileri o süratte tanıyabilirmisiniz ?
              O yüzden takiyonlar olsa da gözlemlemesi en zor parçacıklar..
              Buraya kadar ne anlattım ?
              Eğer takiyon nedir  ? Sorusuyla hiç karşılaşmadınız ya da sormadıysanız saçmaladığımı düşünebilirsiniz..
              Takiyon ışıktan hızlı olan parçacık yada parçacıklardır..
              Varmı dır?
              Işıktan hızlı hiç bir hareketin olamayacağı bu günkü denklemlerimiz ve kurallarımızla kabul edilmiş bir gerçek..
               Ya varsa ?
               İşte o zaman benim başta söylediğim kurgu gündeme geliyor ..
               Işıktan hızlı olmayan ama saniyenin milyarlarca küçük bir zamanında oluşan parçacıkları bile zor gözlemlerken Takiyonları gözlemlemenin zorluğunu siz düşünün..
               Bir zaman ayırın ve düşünün..
               

20 Kasım 2012 Salı

Ohh..Bugün de geçti devam ettt..

         Bir haber okudum..Ölüm saati geni bulundu..
         Bütün insanların taşıdığını sandığım bir saat..
         Önceleri pek umursamazsınız içinizdeki tıkırdayan saati..Sonra tiktaklar beyninize daha kuvvetli vurmaya başlar..Saymaya başlarsınız yılları ..Derken ayları ,haftaları ,günleri , saatleri ,dakikaları ,saniyeleri ...
         Ve tık......
         Bu öyle bir şey değilmiş..Günün hangi saatinde öleceksin bunun saatiymiş..
         Adamın kafasını karıştırıp kurcalamıyor değil..
         Saat öğlen 13 .00 diyor örnek olsun diye...
         Sabah kalkıyorsun 8.00 beş saat vaktin var..Aceleye lüzum yok ..Kahvaltını güzelce yap .. Gazeteni oku ,internete bak ..Saat 10.00 dışarı çık..Arabaların arasından yola atla sağına soluna bakmadan..Vaktin daha gelmedi.. Yolun ortasından yürü..En iri adamlara bas kalayı gitsin..
         12.30  artık zaman yaklaşıyor..Korunaklı bir yer bul kendine , arkanı sağlam bir duvara ver.. Eline bir magazin dergisi al..Seyahat filan olsun..Kalbe de dikkat ..Otur sakin sakin bekle..Garsonun ileri masada düşürdüğü bardak seni korkutsa da bekle..Oku dergini umursamaz gibi görünerek..
         Saat 14.00
         Ohh.. Bugün de geçti devam etttt...
       
     

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı