Ölümsüzlüğü ararız..
Aslında ölümsüzlüğün üstüne kurulu bir dengede ölümlü yaşarız ,bilmeyiz..
Bilmeyiz demek ne kadar doğru ..
Biliriz ama öyle düşünmeye alışmamışız..
Gen dediğimiz , hücrelerimizde taşıdığımız zincirlerin bir çoğu ölümsüz denebilecek zincirler..
Yaşamın başladığı , çoğalmanın öğrenildiği andan bu güne kadar oluşan zincirlerin bir kısmı hala bizim yapımızda var..
Annemizde , babamızda da vardı , dedemizde , ninemizde ,onun dedesinde ,onun ninesinde de...
Hem de yaşamın başından itibaren çoğu zaman değişmeden geldiler..Değişmeden çoğu gidecek..
İlk insandan değil , ilk hücreden değil ilk canlıdan bu yana gelen bir ölümsüzlükten bahsediyorum.
Ölümsüzlüğü taşıyan ölümlü bir kişi olduğunuzu bir düşünün..
Ölümsüzlüğü taşıdığınızı , ama taşıdığınızı sadece..
Hücrelerinizin içinde sizi kullanan , size hamallık yaptıran , işiniz bitince sizi yok eden bir akıllı oluşum olabilir mi?
Dedim ya bir düşünün..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder