27 Şubat 2026 Cuma

Gerçeklik Bir Senaryo mu? Zaman, Seçimler ve Enerjinin Matematiği

Gerçeklik Bir Senaryo mu? Zaman, Seçimler ve Enerjinin Matematiği: Dalgalı gider gelir akıl; “Var,” derim ben de. O gidip gelen, bazen gidip çoğu zaman gelmeyen akıl, şimdiki zamanın ispatlanmış bir matematiği olmadığını öğrendiğinde ortada kalıyor. Meğer hep varmış denilen ama bana ulaşmamış bir bilgiymiş bu. Her neyse, bilginin bana ulaşmamış olması ayrı konu; asıl mesele zamanın matematiğinin “aha bu” diye şimdiki zamanı gösterecek bir

26 Şubat 2026 Perşembe

Evrenin Kuralı: Zıtlıkların Birliği

Evrenin Kuralı: Zıtlıkların Birliği: A², hem +a’nın hem de −a’nın karesidir. İçinde karşıtlığını taşımayan hiçbir şey yoktur. Biraz abes gelebilir ama beyazı olmayan siyah, siyahı olmayan beyaz yoktur. En azından yaşadığımız hayatın ve evrenin iç kuralı budur. Karşıtlık, varoluşun temel genelgesidir. Yapay zekâ ise bunu kabul etmediğinden ya da edemediğinden etrafında dolanır durur. Günümüz yazarı ve tarihçisi Yuval Noah

25 Şubat 2026 Çarşamba

Geride Kalanın Hikayesi

Geride Kalanın Hikayesi: “Gel, çayından bir yudum al. Ben de daralmışlığıma biraz ara vereyim. Derin olmasa bile durup soluklanayım. Sen dert etmezsin, anlamaz gibi yapmayı iyi bilirsin” dediğinde, çayımı elime alıp nefeslerini saymayı bırakıyor, gerçekten nefes almaya çalışıyordum. Geceyi biraz daha katlanılır hâle getirmeye, hiç olmazsa kafamda bir sabah ihtimaline ısınmaya… Döndüm, yatağının dibine oturdum. Bu gecenin çok

23 Şubat 2026 Pazartesi

Bayatlamış Hayatlar ve Yarım Yaşanmışlıklar

Bayatlamış Hayatlar ve Yarım Yaşanmışlıklar: Bayatlamış… Artık yenmez, yutulmaz. Dişte de yok; bir tarafından tutup koparmaya, çiğnemeye heves kalmamış. Tadı tuzu yerinde olsa bile alamadığın bir yaşantı. Sende yoktur ama başkalarında vardır, hem de çoktur; döküp saçarlar. Hâlleri de yoktur aslında. Döküp saçanlar elbette vardır. Yaşantıyı zevkini aldım sanarak tüketirler; tat almadan, bir de tat alanların damaklarında iz bırakma gayretiyle,

İlişkilerin Enerjisi: Neden Hep Aynı Yere Döneriz

İlişkilerin Enerjisi: Neden Hep Aynı Yere Döneriz: Karmakarışık bir ruh hâline sahip olmak galiba böyle bir şey. Bir yandan fizik yazıları okuyup ardından saçmalayabilmek… Hatta saçmalayabildiğini fark etmek. Kafa karman çorman; üstüne bir de anlamakta zorlanan bir aklın bataklığına çoktan girilmiş gibi. Yine de tutulacak bir kalem pek yoktur ama yazı yine de yazılır. Tek boyutlu, nokta gibi günlük ilişkiler yerine; yüksek

22 Şubat 2026 Pazar

Kendine Bakmadan Yaşamak

Kendine Bakmadan Yaşamak: Ayna olmadan, tembellik etmeden, aslında tek önemli olan sana bakmak… Bakmak istemek, bakıp görmek ve gerçekten görmek için bakabilmek. Daha doğru olan nerede diye düşünerek içine dönmek, kendine uzun uzun bakabilecek hâle gelmek. Zor olan da bu. Kendini yetersiz hissederken neyi başarabileceğini, neyi başardığını, neyi başarmaya çalıştığını anlayabilmek. Yolunu çözebilmişim diyebileceğin bir noktaya nasıl gelinir?

16 Şubat 2026 Pazartesi

Yola Güven Azalınca İnsan Sapakları Fark Etmez

Yola Güven Azalınca İnsan Sapakları Fark Etmez: Bakınca görürüz sanırız. Hayır, çoğu zaman göremeyiz, anlayamayız, çözemeyiz. Bazen başka bir gözlük, başka bir bakış açısı gerekir. Başkasına sorarız; belki de kaybettiğimizi bilmediğimiz yolu ararız. Doğru mu gidiyoruz, böyle mi gitmeliyiz? Sorduğumuzda en sık aldığımız cevap aslında şudur: İçinde bulunduğumuz yola olan güvenimiz artık eskisi kadar değildir. Yoldan çıkışın ilk sapakları, yürüdüğümüz yolun doğruluğuna

12 Şubat 2026 Perşembe

Yine Yağmurlu Bir Sabah

Yine Yağmurlu Bir Sabah: Yine yağmurlu bir sabah. Bir tren yolculuğunun Haydarpaşa’da biten sonundan hemen önce, Ayten’le “Bu Sabah Yağmur Var İstanbul’da” şarkısını mırıldanışımız geliyor aklıma. Şairin üzerine şiirler yazılmış Ayten’i değil, bizim Ayten’i. Yağmur da tam yağmur sayılmazdı, ince bir çisenti yalnızca. Başka bir sabah, yine yağmur. Ara Malikian’dan kısık kısık “Ay Pena Penita Pena” çalarken yağmur da

Bilmek Gerçekten Yetiyor mu?

Bilmek Gerçekten Yetiyor mu?: Ağzımız her gün boş duracak değil ya, ya kilo almaya çalışır ya da gevezeliğe sığınır. Tercih çoğu zaman gevezelikten yana oluyor. Gündem o kadar hızlı değişiyor ki, adeta at yarışı gibi. Sürekli burun farkı finişler, kim nereden geldi belli değil. Foto finişi bekleyecek zaman bile kalmadan gözler hemen bir sonrakine kayıyor. Kim kazandıysa kazandı, biz

11 Şubat 2026 Çarşamba

Sinsi Kötülük Nasıl Yayılır Kovan Bozulmadan Anlamak

Sinsi Kötülük Nasıl Yayılır Kovan Bozulmadan Anlamak: Birden ağızdan çıkıveren bu söz çok kullanılır. Yeri gelmeden söyleyip geçmeyelim. Dikkatli olmak için uzun uzun konuşmaya gerek yoktur. Kötülük bulaşıcıdır. Arı kovanına dadanan mantar hastalığı gibi, bir anda kovanı altüst etmez. Önce girer, ortamı kolaçan eder. Kendine onlardan biri, onlar için çalışan, onlara yararlı bir varlık gibi yer açar. Kovan onun işine yarar durumdayken

9 Şubat 2026 Pazartesi

Tekrar Çal Sam

Tekrar Çal Sam: Son bakış. Adını yıllar önce koymalıydık. Orada, o anda o anıya bir isim verilseydi, sonradan akla gelmesiyle yerleşen o gerçek yalnızlık duygusu bu kadar kökleşmeyecekti. Altına bir minder koyabilseydik, izin verseydin, belki de bugün hâlâ yerinden kalkmayan o çökmüşlüğe, o kalmışlığa zemin hazırlanmayacaktı. Ama oldu. Bir hayalet filminin sonunda ışığa yürüyen sahne gibi, Anna Karenina’da

6 Şubat 2026 Cuma

Ben Dedim Oldu Mantığıyla Dönen Bir Dünya Düzeni

Ben Dedim Oldu Mantığıyla Dönen Bir Dünya Düzeni: Başlamadan önce şunu söyleyeyim. Doktrinlerle ilgili olarak bugüne kadar daha çok kafa şişiren, masa sohbetlerinde dönüp duran, akılda pek kalmayan birkaç laf etmiş biriyim. Kimsenin umursamaması da gayet normal. Hatta “İyi ki kimse ciddiye almamış” denecek türden laflar. Bundan sonrası için “Pek işe yaramaz, kapat gitsin” diye düşünebilirsin. Eğer vaktin senin için kıymetliyse ve daha

5 Şubat 2026 Perşembe

Şapkanın Altındaki İhanet

Şapkanın Altındaki İhanet: Yeşşe şepkemin altındayım. Bir zamanlar çok iyi bir espriydi bu. O zamandan bugünü anlatan bir söyleme dönüşmesi ise daha da ilginç. Şimdilerde öyle hafife alınacak bir durum değil. Kelli felli görünümüyle “adam gibi” konuşsa dinlenecek olanlar bile, bir anda sana başka bir sıfat yapıştırabiliyor. Dost da desen, başka bir şey de. Artık şapka değiştikçe, altındaki

4 Şubat 2026 Çarşamba

Eksiklik Böyle Bir Şeymiş Meğer

Eksiklik Böyle Bir Şeymiş Meğer: Elinde bir eksiklik var uzun zamandır. Vazgeçilmişlerden oluşan bir demet gibi, yokluğu hissedilen bir şey. Bu eksiklik yalnızca senin tercihin değil. Sensizliği seçmiş olanların da payı var. Eksik dediğin şey, aslında herkesin elinde başka başka şekillerde duruyor. Cümleler bu kadar eğri büğrü olmamalı diyenler çıkar. Düzeltelim, öyle var edelim derler. Ama eğip büktükleri her şeyin

3 Şubat 2026 Salı

Gidilecek Yeri Abartınca Vardığın Yeri Tanıyamazsın

Gidilecek Yeri Abartınca Vardığın Yeri Tanıyamazsın: Başladığınızda gidilecek yer dediğiniz noktaya vardığınızda, orada olmanın artık bir önemi kalmamış olabilir. Hatta orada olduğunuzu fark etmeyebilirsiniz. Belki de oranın gidilecek yer olduğunu anlayamıyorsunuzdur. Ya da gidilecek yeri gözünüzde fazla büyüttüğünüz için vardığınız yeri onunla bağdaştıramamışsınızdır. Aslında ayağa kalkıp bir yere ulaşmak gibi net bir amaç olmasa bile, insan bir yöne doğru gider. Gidilecek

İlham Gelmeyince Kalem de Susuyor

İlham Gelmeyince Kalem de Susuyor: Bunalttı beni bu yağmur. Dizi izlemek bile bazen zevk vermiyor artık. Oysa bilirsin, ben yağmuru çok severim. Sen gelecek olurdun, beklerdim. Yağmuru seyrederken zaman daha çabuk geçerdi. Koltuğumun altında kuş saklamışım gibi bir pırpır olurdu içimde. Korkmazdım. Aksine, iyi gelirdi o pırpır. Sen gelince seni dinlerdim en çok. Yağmuru sevsen bile, yağmurun ettiklerinden uzun uzun

1 Şubat 2026 Pazar

Geçip Gittiğimiz Şeyler Neye Kadar Dayanır

Geçip Gittiğimiz Şeyler Neye Kadar Dayanır: Kaldırım taşlarının bilmem kaç milyon insan geçince ömrünü tamamladığı söylenir. Nereden biliyoruz bunu? Taş serilirken mi ölçülüyor, yoksa satarken satıcı “şu kadar milyon adıma dayanır” dediği için mi inanıyoruz? Büyük ihtimalle kimse tek tek saymadı. Daha çok bir bilmece gibi, olasılık hesaplarıyla, varsayımlarla bulunmuş bir sonuç bu. Mesela Süleymaniye yapılırken Sinan, Kanuni’ye “şu kadar vakit

Geçip Gittiğimiz Şeyler Neye Kadar Dayanır

Geçip Gittiğimiz Şeyler Neye Kadar Dayanır: Kaldırım taşlarının bilmem kaç milyon insan geçince ömrünü tamamladığı söylenir. Nereden biliyoruz bunu? Taş serilirken mi ölçülüyor, yoksa satarken satıcı “şu kadar milyon adıma dayanır” dediği için mi inanıyoruz? Büyük ihtimalle kimse tek tek saymadı. Daha çok bir bilmece gibi, olasılık hesaplarıyla, varsayımlarla bulunmuş bir sonuç bu. Mesela Süleymaniye yapılırken Sinan, Kanuni’ye “şu kadar vakit

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı