24 Mayıs 2015 Pazar

İnsan Üç milyon yaşında mı?

Bütün öğrendiklerimiz bütün tarih bir yerlere mi gidiyor? Her öğrendiğimiz en alttaki tuğlanın çekilmesi nedeniyle çöktü mü?
Neden mi?
Kenya da bulunan bazı yeni buluntular insan yapımı el aletlerinin yaşını 250 bin seneye değil üç milyon seneye işaret ediyor.
Bu ne demek?
İnsan oğlu 250 bin sene önceden daha önce de yani üç milyon yıl önce de varmış demek.
Nasıl?
Haydi yeni baştan.

27 Haziran 2013 Perşembe

takyonlar..

Sabahın ilk saatleri Facebook’ta resmimi görüyorum. 47 yıl önceden ben. Dostlarım o günkü sınıf ve okul arkadaşlarım.
Yılların bozamadığı bir güzellik yılları…
Öylesine güzel günlerin siyah beyaz anıları.
zamanda yolculuk
zamanda yolculuk
Her arkadaşım ayrı bir yerde belki görüşecek belki hiç görüşemeyeceğiz. Bazılarıyla görüşemeyeceğiz bu dünyayı terk etmişler.
Hüzün ve büyük bir özlem o günlere.
Elimizde olsa geriye dönmek.
Kuantum fiziğine ilgim ve ışıktan hızlı bir parçacık, bir denklem arayışım bundan mı acaba?
Bu sabah biraz daha kızmıyor değilim Einstine’a….
Facebook’ta bir albümün bir fotoğrafının bir köşesinde kalmak istemiyorum.
Takyonlara bel bağlıyorum.
V2/c2 Einstein’in denklemi. İçinde v nin c den büyük olması gibi bir durumda var. Kütlesi reel olmayan sayılardan oluşan bir büyüklük (10i Kg gibi)
İşte onlara bel bağladım herhalde.
Bulursam sizde o parçacıklara biner benimle geçmişe gelirmisiniz..?

12 Ocak 2013 Cumartesi

Işık hızı , zaman , mekan üstüne bir düşünce koşusu..

    Sicim teorisi neyi çözmek için?
    Çözmesini umduğumuz sorulardan en büyüğü karanlık enerji nerede?
    Sonsuz evrenler teorisi de aynı soruya yanıt verebileceği için kabul gören teori..
    Çoklu evren teorisine  bir destek düşüncesi de benden..
    Olur ya..
    Bizim evrenimizin boyutlarını düşünün bir de protonun ya da kuarkların..
    Kuarkların da birer evren olduğunu ...
    Bizim evrenimizin de bir başka evrenin kuarkı olduğunu düşünün..
    Zor ama düşünün..
    Evrenimizin ışık hızının katlarını aşan bir hızla genişlediğini biliyoruz..
    Buraya kadar her şey matematiğine uygun..
    Işık hızlarında bir problem yok..
    Şimdi benim o küçücük başka bir evrende benim dünyamı bile göremiyecekleri evrende ki küçüklükte beynimin düşüncesine gelirsek..
    Evrenler içlerinde barındırdıkları evrenlerle aynı şeyleri yaşarlar ..Evren genişledikçe evrenin yaşadığı zaman  ilerler.. Zaman da bir sorun yok..Ne kadar büyürsek o kadar yaşadığımız evrenin oluşumundaki büyük patlamadan uzaklaşırız..Ama içinde evrenimizin kuark olarak bulunduğu evren kendi büyük patlamasından bizim büyük patlamamıza kadar olan zaman kadar eskidir..
   Buraya kadar çok anlaşılmayacak bir şey yok..
   Ve beynimize aykırı gelen yere geldik..
   içinde kuark olarak bulunduğumuz evrendeki ışık hızı bizim evrenimizdeki ışık hızının kaç katıdır ??
  Ve oradan gelecek olan bizim parçacıklarımıza iki yarık probleminde hangi yarığı ölçtüğümüzü haber veren , kuantumuda çözen bilgiyi taşıyan parçacık , ışık hızından o evrenin bizden kat ve kat yüksek ışık hızındaki parçacığı olursa ...
 İşte orada 10 x 10 üzeri 500 karanlık enerji olmaz mı?
 Bu da şu anda problem olan karanlık madde ve karanlık enerji problemimizi çözmez mi?
 Yani zaman geçtikçe bütün evrenlerde ışık hızı artıyor olamaz mı? Ve bizim ışık hızımızdan çok hızlı olduğu için gelecekten geçmişe doğru giden bir parçacığı yakalama veya ölçme şansımız var mı ?
 Einstein in teorisindeki ışık hızı yaklaşık yüz yılda mikronun milyarlarca küçük bir fark kazanmış olamaz mı?
 Bir düşünün...
 Dedim ya bir düşünün..
 İyi uykular..



 

5 Ocak 2013 Cumartesi

Ölümsüzlük nerede ?

      Ölümsüzlüğü ararız..
      Aslında ölümsüzlüğün üstüne kurulu bir dengede ölümlü yaşarız ,bilmeyiz..
      Bilmeyiz demek ne kadar doğru ..
      Biliriz ama öyle düşünmeye alışmamışız..
      Gen dediğimiz , hücrelerimizde taşıdığımız zincirlerin bir çoğu ölümsüz denebilecek zincirler..
      Yaşamın başladığı , çoğalmanın öğrenildiği andan bu güne kadar oluşan zincirlerin bir kısmı hala bizim yapımızda var..
      Annemizde , babamızda da vardı , dedemizde , ninemizde ,onun dedesinde ,onun ninesinde de...
      Hem de yaşamın başından itibaren çoğu zaman değişmeden geldiler..Değişmeden çoğu gidecek..
      İlk insandan değil , ilk hücreden değil ilk canlıdan bu yana gelen bir ölümsüzlükten bahsediyorum.
      Ölümsüzlüğü taşıyan ölümlü bir kişi olduğunuzu bir düşünün..
      Ölümsüzlüğü taşıdığınızı , ama taşıdığınızı sadece..
      Hücrelerinizin içinde sizi kullanan , size hamallık yaptıran , işiniz bitince sizi yok eden bir akıllı oluşum olabilir mi?
      Dedim ya bir düşünün..

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı