29 Kasım 2024 Cuma

Tavuklara Kuantum Anlatmak

Tavuklara Kuantum Anlatmak: Samanlıkta tavuklara ne kadar anlatırsan, ne anlatırsan, nasıl anlatırsan... Tavuklar, senin anlattığına karşılık olarak seni dinler pozisyonu alsalar bile, büyük ihtimalle “Az sonra yem atar bu.” diyerek en yüksek düşünceleri bu olacaktır. En gelişmiş olanı o olabilir. Sıçmayı bile kesmezler. “He, öyle.” Gıdaklaması, senin algında o olsun, öyle kal. Ortamı değiştir. Tavukları en zekilerinden seç,

28 Kasım 2024 Perşembe

Adını Koymadan Büyüyen Hisler

Adını Koymadan Büyüyen Hisler: Öyle deli dolu başlamaz zaten. Yerde kartopunun yuvarlandığı gibi yavaş yavaş... Sen de biraz destek olursun, büyüsün diye. Büyür. Sonra, ne kadar lüzumsuz şey varsa yerde, havada, orada, burada; çerçöp misali toplar, büyür. "Dur!" derler, "Yapma, etme!" Kalbin, bedenin, yakında kim varsa, elin, ayağın... Büyüdükçe güç kazandıkça, kölesi olma zevkini tadarsın. Kölenin emrine girip adını

26 Kasım 2024 Salı

Erteledikçe Yitirilen Yarınlar

Erteledikçe Yitirilen Yarınlar: Yarın uğrarım, yarın gelirim, "Bir yarın olsun hele!" Uzayıp gider yarına bıraktıklarımız... "Yarın, yarın, yarın!" derken, uğrayacağınız yarın bitivermiştir; gideceğinizin elinde yarın kalmamıştır. "Bir yarın olsun hele"lerinizin hepsi bir yarın daha kullanamayacak hale gelmiş, kurumuş, kokmuş, çürümüş, bitmiş, uçmuş, gaz olmuş, eksilmiş, yavaşlamıştır belki. Belki, belki... Umut, hep aynı havalı kornasını çala çala yüreğinizde bayram

25 Kasım 2024 Pazartesi

Her Sonbahar Gelişinde

Her Sonbahar Gelişinde: Her sonbahar gelişinde, artık kar yok. Sadece şiddetli yağmur... İstediğim kadar olmasa bile, uzağa bakarak sevdiğimi, sevildiğimi hatırlamaya çalışıyorum. O bile zor. Nasıl şarkıların notalarına karışmış, "Ben buradayım" cıvıltısında bir kuş gibi... Gönül nasıl da yorgun. Saygısıyla ayağa kalkmaya çalışarak, bir hevesle... "Nasılsın?" bile diyemeyerek. Öyle sevdim, öyle sevdim. Ellerim yine o anlar kadar sıcaklığı

13 Kasım 2024 Çarşamba

Kolay Olmayanı Yaşamak

Kolay Olmayanı Yaşamak: Söylendiği kadar kolay olsa, olmuyor. Biliyorsunuz, biliyorlar. Kendi kendine hep aynı şeyi söylüyorsun, tekrar tekrar söylüyorlar; evetliyorsunuz hep. İkna olmayan bir tarafınız direniyor: “Su iç.” “İçmem.” “Yemek ye.” “Yemem.” Bir direnç… Su, yemek olsa ağzınıza bir şekilde tıkılacak; öyle bir kolayı da yok. Beyin ikiye bölünmüş, çoğunluk artı bir öte yanda kalmış misali. Kolay değil

30 Ekim 2024 Çarşamba

Unutmanın Dayanılmaz Hafifliği

Unutmanın Dayanılmaz Hafifliği: Başka bir dünyaya ait olmanın, başka bir zamanda, başka bir yerde olmanın... Buradan başka bir yer ve zamanda olmanın saniye ve dakikalar bile ölçeğinde özlemi... Dilemek, öylece bir an kalmayı istemek. Huzuru belki hiç bulamamanın tarifi bile başka bir yer ve zamanda mutlaka vardır çıkarımı. Bir bütünün parçası olmak, o bütünlükle yaşamak, büyümek, var olmak...

7 Ekim 2024 Pazartesi

Yarım Kalmış Tatlarla Kendine Yolculuk

Yarım Kalmış Tatlarla Kendine Yolculuk: Oturup bir yerlerde, bir süre bir bekleyiş… Kendini belki de. Belki bir tat; ekşi, tatlı, acı, lezzetli dilinde, her nasıl o an ne hissettiysen, beynin ne diyorsa dilin onu söylüyor. Adını daha koymamışken, daha bir şeyleri kabul etmemişken, etmediysen, yarım yamalak kalmış, daha olmamış, olgunlaşmamış, lezzeti daha yerinde değil diyor beynin. Kabul edemiyorsun kendini bile. Beğenmiyorsun, aynada bile bir yerleri düzeltme hali; yakıştırmama durumu. Düşlerine nasıl yerleştirdiysen, en iyi bu durumu düşünerek daha o noktaya ulaşamadığını hissediyorsun. Elinden tutsa birisi, birisi sana yakıştığını söylese, senin bu halini yine yalan söylüyor hissine kapılmadan kabul etsen kendini… Gardaki beklediğin tren gelmiş gibi hissetse yüreğin. “Ben oldum, ben olmuşum.” desen, huzurun senin yanına kuruluverse, uzunca bir zaman kalkmayacağını bilsen… Anlar olsan bundan. Daha iyisi varsa bile, sen bunun bu halini, bir daha yaşanmayacağını bile bile kabul etsen. “Olsun, bu da benim. Benim bu, ben buyum, bu benim.” Kabullerini, hiçbir şeyi çürütmeden, en hazır haliyle tadında üstelik. Bundan sonra böyle. Bu yeter. Yetmese bile, az bir şey eksiği kalsa bile…

12 Temmuz 2024 Cuma

Frambuazlı Çikolata: Sormuyorsun Neden

Frambuazlı Çikolata: Sormuyorsun Neden:  Sormuyorsun neden. Aklına gelmiyor değil cevabını bilmiyorsun. Biliyor olma ihtimalin çok yüksek biliyor olabilirsin verilen cevabın ne old...

15 Nisan 2024 Pazartesi

Kel bisikleti: Yine yeniden

Kel bisikleti: Yine yeniden:  Güneşin bol göründüğü günler geliyor yavaş yavaş. Işığın bollaşması biraz da senin ışıkla birlikte oluşun. Ne çok nasıl kanırta kanırta yok...

26 Ocak 2024 Cuma

İyi misin

 


Sorulur neden sorulur sorulur nasıl birde Ya sen.

Yıllar önce Paris Sein nehrinde bir ceset bulunur. Onbeş onaltı yaşlarında bir genç insan cesedi genç kızın o kadar masum bir suratı vardır öldüğüne mi sevinmektedir öleceğine mi hayatın acısından kurtulacağına mı yoksa o kadar mutluyken ne olmuş birden daha mutluluğu bitmeden yaşamadan tamamını yaşarken mi öyle kalmış hani Mona Lisa nın gülümsemesi gibi anlaşılmaz olsun yine de bir güzellik.

Morg da doktor bu güzelliğe bu duruma kendisine göre biraz da belki ileride bir tanıyan çıkar diye de olabilir kalıbını alır yüzün. Kimsesizler mezarlığına gömülür Sein ismi konulur.

Bir oyuncakçı kalıbı kullanmaya karar verir kullanır bebekler yapar tutulur adını Annie koyar adını.

Sonraları bu güzel yüzün birebir insan suratı büyüklüğünde tasarımlar Amerika ya satmak ister 500 adet i Amerikalılara beğendiremez geri gönderirler. Norveç beğenir alır çok da tutulur. Suni teneffüs aparatlarına konulur oralarda eğitimlerde kullanılan surat olur.

Hayata yeniden döndürme antremanlarının vaz geçilmezi olur Annie. Michael Jackson bile bir şarkısında 40 kere sorar. İyi misin Annie.

Annie are you OK .

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı