25 Şubat 2026 Çarşamba
Geride Kalanın Hikayesi
Geride Kalanın Hikayesi: “Gel, çayından bir yudum al. Ben de daralmışlığıma biraz ara vereyim. Derin olmasa bile durup soluklanayım. Sen dert etmezsin, anlamaz gibi yapmayı iyi bilirsin” dediğinde, çayımı elime alıp nefeslerini saymayı bırakıyor, gerçekten nefes almaya çalışıyordum. Geceyi biraz daha katlanılır hâle getirmeye, hiç olmazsa kafamda bir sabah ihtimaline ısınmaya… Döndüm, yatağının dibine oturdum. Bu gecenin çok
23 Şubat 2026 Pazartesi
Bayatlamış Hayatlar ve Yarım Yaşanmışlıklar
Bayatlamış Hayatlar ve Yarım Yaşanmışlıklar: Bayatlamış… Artık yenmez, yutulmaz. Dişte de yok; bir tarafından tutup koparmaya, çiğnemeye heves kalmamış. Tadı tuzu yerinde olsa bile alamadığın bir yaşantı. Sende yoktur ama başkalarında vardır, hem de çoktur; döküp saçarlar. Hâlleri de yoktur aslında. Döküp saçanlar elbette vardır. Yaşantıyı zevkini aldım sanarak tüketirler; tat almadan, bir de tat alanların damaklarında iz bırakma gayretiyle,
İlişkilerin Enerjisi: Neden Hep Aynı Yere Döneriz
İlişkilerin Enerjisi: Neden Hep Aynı Yere Döneriz: Karmakarışık bir ruh hâline sahip olmak galiba böyle bir şey. Bir yandan fizik yazıları okuyup ardından saçmalayabilmek… Hatta saçmalayabildiğini fark etmek. Kafa karman çorman; üstüne bir de anlamakta zorlanan bir aklın bataklığına çoktan girilmiş gibi. Yine de tutulacak bir kalem pek yoktur ama yazı yine de yazılır. Tek boyutlu, nokta gibi günlük ilişkiler yerine; yüksek
22 Şubat 2026 Pazar
Kendine Bakmadan Yaşamak
Kendine Bakmadan Yaşamak: Ayna olmadan, tembellik etmeden, aslında tek önemli olan sana bakmak… Bakmak istemek, bakıp görmek ve gerçekten görmek için bakabilmek. Daha doğru olan nerede diye düşünerek içine dönmek, kendine uzun uzun bakabilecek hâle gelmek. Zor olan da bu. Kendini yetersiz hissederken neyi başarabileceğini, neyi başardığını, neyi başarmaya çalıştığını anlayabilmek. Yolunu çözebilmişim diyebileceğin bir noktaya nasıl gelinir?
16 Şubat 2026 Pazartesi
Yola Güven Azalınca İnsan Sapakları Fark Etmez
Yola Güven Azalınca İnsan Sapakları Fark Etmez: Bakınca görürüz sanırız. Hayır, çoğu zaman göremeyiz, anlayamayız, çözemeyiz. Bazen başka bir gözlük, başka bir bakış açısı gerekir. Başkasına sorarız; belki de kaybettiğimizi bilmediğimiz yolu ararız. Doğru mu gidiyoruz, böyle mi gitmeliyiz? Sorduğumuzda en sık aldığımız cevap aslında şudur: İçinde bulunduğumuz yola olan güvenimiz artık eskisi kadar değildir. Yoldan çıkışın ilk sapakları, yürüdüğümüz yolun doğruluğuna
12 Şubat 2026 Perşembe
Yine Yağmurlu Bir Sabah
Yine Yağmurlu Bir Sabah: Yine yağmurlu bir sabah. Bir tren yolculuğunun Haydarpaşa’da biten sonundan hemen önce, Ayten’le “Bu Sabah Yağmur Var İstanbul’da” şarkısını mırıldanışımız geliyor aklıma. Şairin üzerine şiirler yazılmış Ayten’i değil, bizim Ayten’i. Yağmur da tam yağmur sayılmazdı, ince bir çisenti yalnızca. Başka bir sabah, yine yağmur. Ara Malikian’dan kısık kısık “Ay Pena Penita Pena” çalarken yağmur da
Bilmek Gerçekten Yetiyor mu?
Bilmek Gerçekten Yetiyor mu?: Ağzımız her gün boş duracak değil ya, ya kilo almaya çalışır ya da gevezeliğe sığınır. Tercih çoğu zaman gevezelikten yana oluyor. Gündem o kadar hızlı değişiyor ki, adeta at yarışı gibi. Sürekli burun farkı finişler, kim nereden geldi belli değil. Foto finişi bekleyecek zaman bile kalmadan gözler hemen bir sonrakine kayıyor. Kim kazandıysa kazandı, biz
11 Şubat 2026 Çarşamba
Sinsi Kötülük Nasıl Yayılır Kovan Bozulmadan Anlamak
Sinsi Kötülük Nasıl Yayılır Kovan Bozulmadan Anlamak: Birden ağızdan çıkıveren bu söz çok kullanılır. Yeri gelmeden söyleyip geçmeyelim. Dikkatli olmak için uzun uzun konuşmaya gerek yoktur. Kötülük bulaşıcıdır. Arı kovanına dadanan mantar hastalığı gibi, bir anda kovanı altüst etmez. Önce girer, ortamı kolaçan eder. Kendine onlardan biri, onlar için çalışan, onlara yararlı bir varlık gibi yer açar. Kovan onun işine yarar durumdayken
9 Şubat 2026 Pazartesi
Tekrar Çal Sam
Tekrar Çal Sam: Son bakış. Adını yıllar önce koymalıydık. Orada, o anda o anıya bir isim verilseydi, sonradan akla gelmesiyle yerleşen o gerçek yalnızlık duygusu bu kadar kökleşmeyecekti. Altına bir minder koyabilseydik, izin verseydin, belki de bugün hâlâ yerinden kalkmayan o çökmüşlüğe, o kalmışlığa zemin hazırlanmayacaktı. Ama oldu. Bir hayalet filminin sonunda ışığa yürüyen sahne gibi, Anna Karenina’da
6 Şubat 2026 Cuma
Ben Dedim Oldu Mantığıyla Dönen Bir Dünya Düzeni
Ben Dedim Oldu Mantığıyla Dönen Bir Dünya Düzeni: Başlamadan önce şunu söyleyeyim. Doktrinlerle ilgili olarak bugüne kadar daha çok kafa şişiren, masa sohbetlerinde dönüp duran, akılda pek kalmayan birkaç laf etmiş biriyim. Kimsenin umursamaması da gayet normal. Hatta “İyi ki kimse ciddiye almamış” denecek türden laflar. Bundan sonrası için “Pek işe yaramaz, kapat gitsin” diye düşünebilirsin. Eğer vaktin senin için kıymetliyse ve daha
Kaydol:
Yorumlar (Atom)