5 Şubat 2026 Perşembe
Şapkanın Altındaki İhanet
Şapkanın Altındaki İhanet: Yeşşe şepkemin altındayım. Bir zamanlar çok iyi bir espriydi bu. O zamandan bugünü anlatan bir söyleme dönüşmesi ise daha da ilginç. Şimdilerde öyle hafife alınacak bir durum değil. Kelli felli görünümüyle “adam gibi” konuşsa dinlenecek olanlar bile, bir anda sana başka bir sıfat yapıştırabiliyor. Dost da desen, başka bir şey de. Artık şapka değiştikçe, altındaki
4 Şubat 2026 Çarşamba
Eksiklik Böyle Bir Şeymiş Meğer
Eksiklik Böyle Bir Şeymiş Meğer: Elinde bir eksiklik var uzun zamandır. Vazgeçilmişlerden oluşan bir demet gibi, yokluğu hissedilen bir şey. Bu eksiklik yalnızca senin tercihin değil. Sensizliği seçmiş olanların da payı var. Eksik dediğin şey, aslında herkesin elinde başka başka şekillerde duruyor. Cümleler bu kadar eğri büğrü olmamalı diyenler çıkar. Düzeltelim, öyle var edelim derler. Ama eğip büktükleri her şeyin
3 Şubat 2026 Salı
Gidilecek Yeri Abartınca Vardığın Yeri Tanıyamazsın
Gidilecek Yeri Abartınca Vardığın Yeri Tanıyamazsın: Başladığınızda gidilecek yer dediğiniz noktaya vardığınızda, orada olmanın artık bir önemi kalmamış olabilir. Hatta orada olduğunuzu fark etmeyebilirsiniz. Belki de oranın gidilecek yer olduğunu anlayamıyorsunuzdur. Ya da gidilecek yeri gözünüzde fazla büyüttüğünüz için vardığınız yeri onunla bağdaştıramamışsınızdır. Aslında ayağa kalkıp bir yere ulaşmak gibi net bir amaç olmasa bile, insan bir yöne doğru gider. Gidilecek
İlham Gelmeyince Kalem de Susuyor
İlham Gelmeyince Kalem de Susuyor: Bunalttı beni bu yağmur. Dizi izlemek bile bazen zevk vermiyor artık. Oysa bilirsin, ben yağmuru çok severim. Sen gelecek olurdun, beklerdim. Yağmuru seyrederken zaman daha çabuk geçerdi. Koltuğumun altında kuş saklamışım gibi bir pırpır olurdu içimde. Korkmazdım. Aksine, iyi gelirdi o pırpır. Sen gelince seni dinlerdim en çok. Yağmuru sevsen bile, yağmurun ettiklerinden uzun uzun
1 Şubat 2026 Pazar
Geçip Gittiğimiz Şeyler Neye Kadar Dayanır
Geçip Gittiğimiz Şeyler Neye Kadar Dayanır: Kaldırım taşlarının bilmem kaç milyon insan geçince ömrünü tamamladığı söylenir. Nereden biliyoruz bunu? Taş serilirken mi ölçülüyor, yoksa satarken satıcı “şu kadar milyon adıma dayanır” dediği için mi inanıyoruz? Büyük ihtimalle kimse tek tek saymadı. Daha çok bir bilmece gibi, olasılık hesaplarıyla, varsayımlarla bulunmuş bir sonuç bu. Mesela Süleymaniye yapılırken Sinan, Kanuni’ye “şu kadar vakit
Geçip Gittiğimiz Şeyler Neye Kadar Dayanır
Geçip Gittiğimiz Şeyler Neye Kadar Dayanır: Kaldırım taşlarının bilmem kaç milyon insan geçince ömrünü tamamladığı söylenir. Nereden biliyoruz bunu? Taş serilirken mi ölçülüyor, yoksa satarken satıcı “şu kadar milyon adıma dayanır” dediği için mi inanıyoruz? Büyük ihtimalle kimse tek tek saymadı. Daha çok bir bilmece gibi, olasılık hesaplarıyla, varsayımlarla bulunmuş bir sonuç bu. Mesela Süleymaniye yapılırken Sinan, Kanuni’ye “şu kadar vakit
31 Ocak 2026 Cumartesi
Gökyüzünden Ekonomiye Aynı Hikaye
Gökyüzünden Ekonomiye Aynı Hikaye: Bilmediğim pek çok konuda ahkâm kesmişliğim vardır. Ekonomide “salla gitsin”e yatkın bir tarafım olduğu için belki de az konuşmuşluğumuz olmuştur. “Nereye gidiyoruz” falcılığı ise her zaman tutar. Falcılık demişken, yapılacak işler arasında belki de en önemlisi kafayı kaldırıp gökyüzüne bakmaktır. Gökyüzüne bakınca ne olur? Yıldız haritaları çıkar, buradan buraya, oradan şuraya bağlanan çizgiler belirir. Biraz
Aynı Hikaye Yeni Dekorlar
Aynı Hikaye Yeni Dekorlar: İlgilenmemiz gereken o kadar çok şey var ki… Bazılarının “gereken kısım” diye dayattıklarını, sana ne diyeceklerini, ne dediklerini bir kenara bıraksak bile, hayat zaten başlı başına ilgilenilecek durumlarla dolu. Buna rağmen birileri, teldeki adama bak, maymuna bak işareti yapar gibi dikkatimizi başka yerlere çekmeyi başarıyor. Biz de bir anda “aaa evet ya” diyerek, aslında bakmamamız
30 Ocak 2026 Cuma
Son Sözü Yine İnsan Söyler
Son Sözü Yine İnsan Söyler: Var olmanın bir adı varsa, insan o adın içinde mutlaka bir sınıra çarpar. Var olduğun yerde, durduğun noktada, başkasının varlığına değen, ona dokunan bir sınırın vardır. Bu sınır her zaman fiziksel değildir. Çoğu zaman yalnızca algıladığın, hissettiğin, sezdiğin bir çizgidir. Yine de insan, sanki bu sınır ortadan kaldırılabilirmiş gibi, onu zorlar. Kimi zaman kendisi zorlar,
Kaydol:
Yorumlar (Atom)